KPSS 2018 lisans ve ön lisans sınavları ne zaman? Sınav ücreti belli mi?

KPSS 2018 lisans ve ön lisans sınavlarının ne zaman yapılacağı birçok memur adayı tarafından büyük bir heyecanla bekleniyor. Memur olma hayaliyle girecekleri KPSS sınavları için hazırlıklarını sürdüren adaylar bir diğer yandan da sınav net tarihini ve başvuru zamanını araştırıyorlar. Peki, KPSS 2018 lisans ve ön lisans sınavları ne zaman? Sınav ücreti belli mi?

Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) Lisans 22 Temmuz’da düzenlenecek. Adaylar bu sınav için 10-21 Mayıs tarihleri arasında başvuruda bulunabilecek.

Ortaöğretim KPSS 7 Ekim 2018 tarihinde düzenlenecek. Sınav için başvurular 3-19 Temmuz tarihleri arasında alınacak. Sonuçlar ise 8 Kasım 2018 tarihinde açıklanacak.

‘2018 Yılı Sınav ve Sonuç Açıklama Takvimi’ne ÖSYM’nin internet adresinden erişilebilecek.

KPSS Öğretmenlik Alan Bilgisi (ÖABT), Temmuz 2018’de yapılacak. Sıanvın sonuçları Haziran 2018’de açıklanacak. Sınav başvuruları Mart 2018’de alınacak.

KPSS ÖABT (Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi) ise Temmuz 2018’de yapılacak, sonuçlar Ağustos 2018’de duyurulacak.Sınav başvuruları Mart 2018’de alınacak.

2018-KPSS Ortaöğretim/Ön Lisans (Ön Lisans Düzeyi) Ekim 2018 / Ağustos 2018

2018-KPSS Ortaöğretim/Ön Lisans (Ortaöğretim Düzeyi) Ekim 2018 / Ağustos 2018

2018-KPSS Din Hizmetleri Alan Bilgisi (DHBT) Kasım 2018

Sınav ücreti açıklandı mı?

Resmi duyuru yapılmaması nedeniyle sınav ücretlerinin ne kadar olacağı net olarak bilinmemektedir. Fakat geçtiğimiz dönem gerçekleşen sınavda, alanlara katılım sağlayacaklardan 40, genel yetenek ve eğitim bilimleri sınavına katılım sağlayacaklardan ise 60 lira talep edilmişti. Bu yıl fiyatlarda artış olması beklenebilir.

Taşeron kadro sınavı ne zaman? Taşeron listesi ne zaman belli olacak?

Taşeron kadro başvuru süreci tamamlandı, gözler sınav tarihine çevrildi. Başvuruları kabul edilen taşeronların yer alacağı tam listenin açıklanması ardından bir sonraki aşama olan sınav sürecine geçilecek. Peki taşeron kadro sınavı ne zaman? Taşeron listesi ne zaman belli olacak?

Taşeronların kadrolaşmasıyla ilgili süreç merak konusu olmaya devam ediyor. Taşerona kadro başvurusu için verilen süre 11 Ocak’ta dolmuştu. Başvurular, her kurumun kendi içinde oluşturduğu 3’er kişilik “Tespit komisyonu” tarafından incelenecek İncelemenin ardından hak sahiplerini içeren liste ilan edilecek. İnceleme sürecinin 40 günü bulması bekleniyor. Peki taşerona kadro sınavı ne zaman yapılacak?

TAŞERON KADRO SINAVI NE ZAMAN?

Taşeronların geçiş süreci 2 Ocak 2018’den itibaren başladı ve 90 gün içinde sonuçlandırılacak. Sınavlar 3 ile 22 Mart arasında gerçekleştirilecek.

“Yaptığı işle alakalı bir sınava mı girilecek?” sorusu üzerine Sarıeroğlu, “Yaptıkları işle alakalı olacak. Bunun detaylarını, Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığı ile oluşturacağız.” bilgisini verdi.

Emekli olanlar dışında 450 bin kişi sınav olacak, hepsini inşallah kadrolu işçi olarak 4 (D) statüsündeki istihdamını sağlayacağız. Sınavı mevcut düzenleme gereği koyduk, eleme amaçlı değil, yaptıkları işle ilgili olacak.

90 GÜN İÇERİSİNDE KADRO SÜRECİ TAMAMLANACAK

2017 yılına ilişkin Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşmeleri’nde konuşan Maliye Bakanı Ağbal taşerona kadroyla ilgili soruları yanıtladı.

Taşeron işçilerin kadroya alınma süreci ve bütçeye getireceği yüke ilişkin soru üzerine, başvuru sürecinin sona erdiğini anımsatan Ağbal, ilgili idarelerin, 90 gün içinde geçişle ilgili süreci tamamlayacağını söyledi.

Ağbal, taşeron işçiler için daha önceden firmalara ödeme yapıldığını, artık bu firmaların aradan çıkmış olacağına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Sadece bu arkadaşların kamuya geçişleriyle beraber kendilerine maaşlarını ödeyeceğiz. O açıdan bakıldığında ihale sürecinin getirdiği ilave maliyetlerden geleceğe dönük olarak kurtulmuş olduk. Buna karşılık da dolaylı olarak yapmış olduğumuz ücret ödemelerini şimdi doğrudan doğruya yapmış olacağız. Bu arkadaşlarımızın kamuya geçişleriyle beraber belki işçi kadrolarına atanmalarına bağlı olarak kendilerine ilave tediye ödemesi yapılması bağlamında bütçeye ilave yük gelecek ama diğer taraftan özellikle ihale süreci içinde oluşan maliyetlerin de artık oluşmaması nedeniyle ilave giderlerden kamu kurtulmuş olacak. Geciş süreçi tamamlandıktan sonra kamuya geçecek kişi sayısına bağlı olarak kamu maliyesinde bir taraftan harcamaları aşağı çeken boyutları olacak bir taraftan da ilave harcama artışı oluşturan boyutları olacak. Onu hesapladıktan sonra sizlerle paylaşacağız.”

– “Harcama eğilimlerini artırabilir”

Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in, taşeron işçilerin kadroya alınmasının büyümeye katkı yapacağı yönündeki açıklamasının anımsatılması üzerine ise Ağbal, insanların, gelirlerine ve geleceğe dönük iş güvencesine bağlı olarak harcama eğilimlerini artırabileceğini söyledi.

Ağbal, “Bu kişilerin daha fazla özel tüketim harcaması yapacağı varsayımına bağlı olarak büyümeye talep yönünden katkı yapacağı söylenebilir. Bu açıdan gerek özel talep üzerindeki gerekse bütçe üzerindeki etkisini önümüzdeki aylarda göreceğiz.” ifadelerini kullandı.

AK Parti hükümetleri döneminde dolaylı vergilerde indirime gidildiğini vurgulayan Ağbal, eğitimden, sağlığa, temel gıda maddelerinden sosyal harcamalara kadar pek çok alanda KDV indirimlerine gidildiğine dikkati çekti. Ağbal, şu değerlendirmelerde bulundu:

“En son özel iletişim vergisi oranlarını düşürdük. Hükümet olarak elimizdeki mali imkanları, ekonomideki ihtiyaçları gözeterek, vatandaş refahını esas alarak bugüne kadar çok sayıda vergi indirimi düzenlemesi yaptık. AK Parti hükümetleri olarak yaptığımız asgari geçim indirimi uygulaması, aslında gelir vergisi açısından devrim niteliğinde düzenlemedir. Asgari geçim indirimiyle vatandaşın ödediği gelir vergisini efektif olarak aşağı çektik. Vergi indirimleri konusunda her zaman vatandaş lehine olan imkan bulduğumuzda bunu yaptık, bundan sonra da yapmaya devam ederiz.”

E Okul ortalama hesaplama ile takdir teşekkür nasıl hesaplanır? VBS giriş sistemi

Not görüntüleme işlemi için öğretmenlerin E-Okul VBS’ye yazılı ve sözlü sınav sonuçları bilgisini eklemelerini bekleyen vatandaşlar araştırmalarına başladı. Yaklaşık 18 milyon öğrencinin karnelerini alarak yarı yıl tatiline gireceği dönemde, takdir teşekkür başarı belgesi merakla araştırılmaya devam ediliyor. Peki, E-Okul VBS ile takdir teşekkür hesaplama işlemi nereden ve nasıl yapılır? İşte, konuyla ilgili detaylı bilgiler

E Okul Veli Bilgilendirme Sistemi üzerinden takdir teşekkür hesaplama işlemi gerçekleştirmek isteyen öğrenciler, okulların kapanmasına çok kısa bir süre kala bu işlemleri nasıl gerçekleştireceğini öğrenmek istiyor. Yazılı ve sözlü sınavdan alacakları puanları hesaplayarak, son bir ümit olarak öğretmenlerinden not ricasında bulunacak olan öğrenciler, başarı belgesi almanın hesabını yapacak. Peki, E Okul VBS ekranı ile takdir teşekkür hesaplama işlemi nasıl gerçekleştirilecek?

Takdir teşekkür hesaplama işlemi ise EBA üzerinden yayınlanan program ile kolayca gerçekleştirilebilecek. İşte, E Okul Veli Bilgilendirme Sistemi ve takdir teşekkür hesaplama işlemi hakkında detaylı bilgiler

E OKUL GİRİŞİ NASIL YAPILACAK?

E-Okul Veli Bilgilendirme Sistemi’ne giriş işlemi için öncelikle öğrencinin bazı bilgilerine ihtiyaç duyulacaktır.

Aşağıda yer alan linke tıkladıktan sonra açılan sayfanın sağ bölümünde yer Veli Bilgilendirme Sistemi alanında öğrenci TC Kimlik Numarası ve okul numarasını yazarak girişe tıklayın.

Bu aşamayı geçtikten sonra karşınıza gelecek olan ‘Öğrencinin doğum ayı, nüfusa kayıtlı olduğu il’ gibi soruları cevaplamalı ve son olarak öğrencinin fotoğrafını seçerek tamam butonuna tıklayın.

An itibariyle giriş yapmış olduğunuz E Okul Veli Bilgilendirme Sistemi üzerinden, solda yer alan devamsızlık bilgisi, not bilgisi gibi alanları kolayca görüntüleyebilirsiniz.

TAKDİR TEŞEKKÜR HESAPLAMA NASIL YAPILIR?

Ortalama hesaplama işlemini gerçekleştirdikten sonra elde edilen ortalamaya göre kontrol edilen takdir teşekkür hesaplama işlemi, EBA üzerinden yayımlanan hesaplama robotu ile kolayca öğrenilebilecek.

Öncelikle aşağıda yer alan linke tıklayarak ortalama hesaplama robotunu indirmek üzere siteye girin.

Bu işlemin ardından açılan sayfada yer alan indir butonuna tıklayıp, dökümanı indire basın.

Ortalama hesaplama robotu, Excel dosyası olarak bilgisayarınıza inmiş olacak.

İndirilen robotu açtıktan sonra sizden istenen yazılı ve sözlü puanlarınızı girerek, ortalamanızı öğrenebilirsiniz.

Buradan elde edeceğiniz ortalama bilgisiyle, aşağıdaki tablodan hangi başarı belgesini alabileceğinizi kolayca öğrenebilirsiniz;

Okul öğrenci ödül ve disiplin kurulu, derslerdeki gayret ve başarılarıyla üstünlük gösteren, tüm derslerden başarılı olan, dönem puanlarının ağırlıklı ortalaması 70,00 den aşağı olmayan ve davranış puanı 100 olan öğrencilerden;

a) 70,00-84,99 arasındakileri teşekkür belgesi,

b) 85,00 ve daha yukarı olanları takdir belgesi,

c) Ortaöğrenim süresince en az üç öğretim yılının bütün döneminde takdir belgesi alanları üstün başarı belgesiile ödüllendirir.

Üstün başarı belgesi almaya hak kazanan öğrencilere ise okulun iftihar listesinde yer verilir.

Bir dersin dönem puanı sınavlardan alınan puanların, performans çalışması puanının/puanlarının, varsa proje puanının, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında okutulan uygulamalı derslerde ayrıca hizmet ve/veya temrin puanlarının aritmetik ortalamasından elde edilen puanın aritmetik ortalaması alınarak belirlenir. İşletmelerde beceri eğitiminde dönem puanı, işletmedeki eğitim süresince öğretmen, usta öğretici veya eğitici personel tarafından temrin, proje, iş, deney ve hizmet değerlendirmesinden verilen puanlar, varsa telafi eğitimi süresince okulda temrin, proje, iş ve hizmetlerden aldıkları puanlar ve alanıyla ilgili yarışmalarda alınan ve işletmeye bildirilen puanların aritmetik ortalamasıdır. Aritmetik ortalama alınırken bölme işlemi virgülden sonra iki basamak yürütülür.

ASBİS nedir?

Araç Tescil ve Sürücü Belgesi İşlemlerinin Elektronik Ortamda Online Olarak Yapılması ( Araç ve Sürücü Bilgi Sistemi – ASBİS) olarak tanımlanır.

Araç tescil sürücü belgesi düzenleme sistemimizin güvenilir, modern, halkımızın beklentilerine cevap verebilir, Avrupa Birliği ve e-Devlet normlarına uygun bir yapıya kavuşturulması ve bu işlemlerin tek merkezden elektronik ortamda online olarak yapılması, tescil belgesi ve sürücü belgelerinin ilgililerin adreslerine gönderilmesi amacıyla, 2005 yılından bu yana Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde ilgili Bakanlık, kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütleri temsilcilerinin katılımıyla yürütülen çalışmalar sonucunda “Araç Tescil ve Sürücü Belgesi İşlemlerinin Elektronik Ortamda Online Olarak Yapılması” adı altında bir proje oluşturulmuştur.

Bu proje Başbakanlık tarafından, kamu hizmetlerinde verimlilik ve etkinliği arttırmaya ve bürokratik işlemleri basitleştirmeye yönelik yapılan çalışmalar çerçevesinde üçyüzden fazla proje içerisinden seçilerek önceliklendirilen 11e-Devlet projesi içerisinde yer almıştır (Aralık 2009).

“Araç Tescil ve Sürücü Belgesi İşlemlerinin Elektronik Ortamda Online Olarak Yapılması” projesi üç ana bölümden oluşmakta olup, bunlar;

Yeni (sıfır) araçların tescil işlemleri,

Tescilli (ikinci el) araçların satış, devir ve tescil işlemleri,

Sürücü belgesi verilmesi işlemleridir.

Projenin tescilli (ikinci el) araçların satış, devir ve tescil işlemlerinin tek noktada (noterlerde) elektronik ortamda yapılmasını düzenleyen kısmı, 31.12.2009 tarih ve 27449 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5942 sayılı Kanun’un birinci maddesi gereğince (2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 20. maddesinin (d) ve (e) bentleri değiştirildi) 01.05.2010 tarihinden itibaren uygulamaya geçirilmiştir.

Projenin Yeni Araçların Tescili ve Sürücü Belgesi Verilmesi aşamaları ise 2011 yılının ilk çeyreğinde hizmete girecek şekilde planlanmış ve çalışmalar halen eksiksiz yürütülmektedir.

Belgelerin adresinize gönderilmesini isteyebilirsiniz…

Noterde yapılan satış işlemi esnasında, trafik tescil kuruluşuna gelinmesi zorunlu bulunan istisnai haller ve plaka değiştirilmesi durumu dışında, noterlik görevlisine, belgelerimin adresine gönderilmesini istiyorum şeklinde sözlü beyanda bulunarak, yeni düzenlenecek Tescil ve Trafik belgeleri, en geç üç iş günü içerisinde adresinize posta ile gönderilmektedir. Bu durumda belgenizi teslim edecek PTT görevlisine 5 TL posta bedeli ödemeniz gerekecektir.

Belgelerinizi elden telsim almak isterseniz, Geçici Tescil Belgesinde belirtilen Trafik Tescil Kuruluşundan da elden teslim alabilirsiniz.

Plakanızı değiştirmek zorunda değilsiniz…

İkinci el araç devir aldığınızda, istisnai durumlar dışında plaka değiştirme zorunluluğunuz bulunmamaktadır.

Örneğin, 03 (Afyon) plakalı bir aracı satın alan ve Afyon dışındaki bir ilde ikamet eden vatandaşımız plakasını değiştirmek zorunda değildir.

Plaka değişikliği talep edilen durumlarda;

“Alıcı noterde satış sırasında aracın yerleşim yeri adresinin bağlı bulunduğu yerdeki trafik tescil kuruluşunda tescilini beyan etmiş ise, aracın tescil işlemi araç sahiplerinin, kanuni temsilcilerinin, vekillerinin veya kamu kurum veya kuruluşları ile tüzel kişiliklerince yetkilendirilen kişilerin; kimlik belgeleri, şoförler odasından alınmış bir adet araç tescil dosyası ve usulüne uygun olarak doldurulmuş iki adet Ek-1 müracaat ve işlem formu ile birlikte satış veya devir tarihinden itibaren bir ay içerisinde yerleşim yeri adreslerinin bağlı bulunduğu yerdeki trafik tescil kuruluşuna müracaat etmeleri suretiyle yapılacaktır. Tescil işlemi sırasında, trafikten çekme işlemleri hariç olmak üzere, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortası ve geçerli muayenesinin bulunması zorunludur.”

Neden ASBİS?

Yeni ve ikinci el araç işlemleri ile sürücü belgesi verilmesi konularında, vatandaşlarımızın ve kurumlarımızın önündeki bürokratik işlemlerin kaldırılması ve maliyetlerinin azaltılması amacıyla ihtiyaç duyulan bilgi ve belgelerin elektronik ortamda temin edilmesi ve tüm süreçlerin bu bilgilerle gerçekleştirilmesi amacıyla ASBİS projesi geliştirilmiştir.

ASBİS’in Faydaları :

Yeni sistemin vatandaşlarımıza getirdiği faydaların bazıları şunlardır

Araç satın alacak vatandaşlarımızın önceki uygulamada, satış ve tescil işlemleri için birçok kurum ve kuruluşa (Vergi daireleri, noterler, şoförler odaları, trafik müşavirleri, trafik tescil kuruluşları) gitmeleri gerekirken, 1 Mayıs 2010 tarihinde başlatılan yeni uygulama ile bu işlemler için başka bir kurum veya kuruluşa müracaat etmeksizin, ilk müracaat noktasında (noterlerde), tek seferde, en az masrafla ve en kısa sürede sonuçlandırılması sağlanmıştır.

Satışı yapılacak araçlar için vergi dairelerinden “İlişik Kesme Belgesi” alınması uygulaması kaldırılmış olduğundan, vatandaşlarımızın vergi dairelerine gitmek için harcadıkları zaman kaybı ve ulaşım giderleri ortadan kaldırılmıştır. Yıllık olarak vergi dairelerinden 1.700.000 adet ilişik kesme belgesi alındığı ve her bir belge alımı için gidiş-dönüş ortalama 2 TL ulaşım gideri ödendiği varsayılırsa, 1.700.000 x 2 = 3.400.000TL. ulaşım gideri olarak tasarruf sağlanmıştır.

Önceki uygulamada araç tescili için trafik tescil kuruluşlarına müracaat sırasında kullanılan Araç Tescil Müracaat ve İşlem Formu (Ek-1) uygulamadan kaldırıldığından, yıllık 3.400.000 formdan (müracaatta iki form kullanlıyor) tasarruf sağlanmıştır. Form ücreti 2010 yılı için 45 Kr. Olup, yıllık toplam 3.400.000 x 45 = 1.530.000 TL. tasarruf sağlanmıştır.

Araç Tescil Müracaat ve İşlem Formu’nun (Ek-1) daktilo ile doldurulması mecburiyeti bulunduğundan, bu formlar genellikle trafik müşavirlerine doldurtturuluyor ve ortalama 10 TL ücret ödeniyordu. Yeni uygulamada formların kaldırılması ile birlikte sadece doldurma ücreti olarak yıllık toplamda 1.700.000 x 10 = 17.000.000 TL tasarruf sağlanmıştır. Önceki uygulamada araç kayıtlarında haciz, tedbir, ihtiyati tedbir gibi satış ve devri kısıtlayıcı durum olup olmadığı noterler tarafından sorgulama yapılamadığından, noterde aracı satın alan kişiler adlarına tescil için trafik tescil kuruluşuna geldiklerinde, araç kayıtlarında haciz, ihtiyati tedbir gibi şerhler çıkabilmekte ve mağdur olabilmekteydiler. Yeni uygulama ile bu tür mağduriyetler ortadan kaldırılmıştır.

Önceki sistemde noterde satışı yapılan bir aracın yeni alıcısı trafik tescil kuruluşuna gidip aracı üzerine tescil ettirmediği durumlarda, bu araçla ilgili vergi ve trafik ceza borçları ile diğer tebligatlar satıcıya gönderilmekteydi. Yeni sistemde aracın satışı ile birlikte aynı anda alıcı adına tescili de gerçekleştiğinden, bu konuda yaşanan mağduriyetler tamamen ortadan kaldırılmıştır. Yeni sistemle birlikte, bir yılda vatandaşlarımızın cebinden çıkan parada toplamda 21.930.000 TL. lik tasarruf sağlanmıştır.

Yeni sistemle birlikte elde edilen kurumsal kazanımlar

Ülkemiz genelinde 570 trafik tescil kuruluşumuzda yaklaşık 4600 personelimiz görev yapmaktadır. Trafik tescil kuruluşlarımızda yapılan tüm işlemlerin % 35 ini, tescil işlemlerinin ise % 55 ini ikinci el araç satışları ile ilgili tescil işlemleri oluşturmakta olup, 1 Mayıs 2010 tarihinden itibaren çok önemli oranda işgücü tasarrufu sağlanmıştır. Önceki uygulamada ikinci el araçların tescil işlemlerinde kullanılan Araç Tescil Müracaat ve İşlem Formu’nun (Yıllık ortalama 1.700.000 adet) bir sureti aracın vergi kaydı için vergi dairelerine posta veya elden gönderilmekte iken, yeni uygulamada bu formlar kaldırılarak, bilgilerin vergi daireleri ile diğer ilgili kurum ve kuruluşlara elektronik sistemle aktarılması sağlanmıştır. Bu sayede vergi dairelerinde de çok önemli oranlarda iş gücü kazanımının yanında,posta ve diğer giderlerden de tasarruf sağlanmıştır.

Yine önceki uygulamada, satışı yapılacak araçlar ile trafikten çekilecek veya hurdaya ayrılacak araçlar için vergi borcu ve trafik cezası olmadığına dair vergi dairelerinden alınan “ilişik kesme belgesi” istenilmesi uygulamasına son verilip, borç kayıtları Maliye Bakanlığı veri tabanı üzerinden sistem tarafından otomatik olarak sorgulanmaya başlandığından, bu belgenin düzenlenmesi amacıyla vergi dairelerinde yaşanan yoğunluk azalmış ve personelden de tasarruf sağlanmıştır.(Yıllık olarak ortalama 2.000.000 belge)

Araçların başka bir trafik tescil kuruluşuna nakil gittiği durumlarda gönderilen ve Ek-9 adı verilen form uygulamadan kaldırılarak elektronik ortamda gönderilmeye başlandığından, yıllık ortalama 600 bin aracın başka bir tescil kuruluşuna nakil olduğu düşünüldüğünde, sadece posta masrafı olarak 600.000 x 75 kr = 450.000 TL. tasarruf sağlanmıştır. Ayrıca bu işle görevli personelden de tasarruf sağlanmıştır. Önceki sistemde satışı yapılan araçlar için noterlerce düzenlenen satış sözleşmelerinin bir sureti ilgili trafik tescil kuruluşuna, bir sureti de ilgili vergi dairesine posta yoluyla gönderilmekteydi. Yıllık ortalama 1.700.000 adet satış üzerinden, her satış senedi iki sayfa olarak düşünüldüğünde, yıllık toplam 3.400.000 x 2 = 6.800.000 adet kağıt kullanımından ve 3.400.000 satış senedinin gönderilmesi için harcanan 3.400.000 x 4,55 = 15.470.000

TL. posta masrafından tasarruf sağlanmıştır.

570 trafik tescil kuruluşumuzda sayıları binleri geçen bilgisayar, yazıcı ve benzeri cihazlar ile bunlarda kullanılan kağıt, toner ve kartuş gibi malzeme giderlerinden de çok önemli olanda tasarruf sağlanmıştır. Satış veya devri yapılan aracın tescili de aynı anda yapıldığından, önceki uygulamada yaşanılan hukuki problemlerde önemli oranda ortadan kalkacağından mahkemelerle, icra daireleri ve çeşitli kurum ve kuruluşlarla yapılan yazışmalar ve bu amaçla kullanılan iş gücü azalmıştır.

Önceki uygulamada zaman zaman yaşanılan sahte bilgi, belge ve evraka dayalı satış ve tescil işlemleri (sahte olarak hazırlanmış vergi ilişik kesme belgesi, vekaletname, noter satış senedi vb.) önlenmiştir. Sağlıklı bir envanter oluşması ile birlikte, veriye dayalı kamu politikalarının geliştirmesine katkı sağlanmıştır.

Firari başsavcının kardeşi Ahmet Sakınan, Adil Öksüz’le bin 67 kez telefonla görüştü

 

Habertürk’ten Fevzi Çakır’ın haberine göre, Ankara Cumhuriyet Savcısı Ali Alper Saylan tarafından Fethullahçı Terör Örgütü’nün ( FETÖ) Kara Kuvvetleri mahrem yapılanmasına ilişkin 71 şüpheli hakkında hazırlannn iddianameden önemli ayrıntılar çıkmaya devam ediyor.

71 şüpheli arasında çok önemli bir ismin daha olduğu anlaşıldı. Bu isim, ASEL Yayıncılık adlı firmanın sahibi olan Ahmet Sakınan. Sakınan ismini kamuoyu, bir dönem KPSS soruşturmasını yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Şadan Sakınan’dan ötürü yakından biliyor.

FETÖ’nün soru hırsızlığını ortaya çıkaran KPSS soruşturmasını uzun bir süre sürüncemede bırakan, ardından örgütle bağı nedeniyle meslekten ihraç edilen Sakınan, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası hakkında yakalama kararı çıkarılması üzerine kayıplara karıştı. Ahmet Sakınan’ın, Şadan Sakınan’ın kardeşi olduğu belirlendi.

Kenan Evren, Atatürk’ü azıcık anlasaydı, ülkenin evlatları FETÖ’ye teslim edilmezdi

Kitabınızda, askeri vesayetin temellerinin atıldığı tarih olarak 27 Mayıs’ı gösteriyorsunuz. Askeri vesayetin Türkiye’deki süreci ile ilgili kronoloji yapıyorsunuz. Sizin değerlendirmenize göre 27 Mayıs’ta başlayan “askeri vesayet” en üst noktasına ne zaman ulaştı, hâlâ mevcut mu?

“Askeri vesayeti inşa etme süreci 27 Mayıs’ta başladı. 12 Mart’ta önemli bir zıplama yaptı. 12 Eylül 1980 darbesi ise en önemli köşe taşlarından birisiydi. 12 Eylül, askeri vesayetin en üst noktasına ulaştığı dönemdir. Ancak psikolojik etkileri bakımından 28 Şubat’ı da dikkate alabiliriz. Onun için tarihsel bir derinlik içinde konuyu ele almayı uygun buldum. Osmanlı’nın III. Selim’den itibaren modernleşme tarihini doğru bir yere oturtmak gerekir. Devleti ayakta tutmanın yolu olarak ordunun modernizasyonu merkeze konmuştur. Bu sayede Osmanlı devletinin ömrünü uzatmıştır. Aynı Ordu, önce ülkeyi işgalden kurtarmış, ardından da Cumhuriyeti kurmuştur. Askeri vesayeti bu tarihsel olgu içinde ele almalı ve sadece demokrasi karşıtlığı olarak algılamamalıyız. Çünkü asker millet kavramı vardır. Bu millet askerini sever ve ona güvenir. Bu olguyu bir kenara iterek davranamayız. Geleneksel ve psikolojik boyutları da olan bir kavramla karşı karşıyayız. Nesnel bir gözle incelemeye çalıştım.”

Kenan Evren, Atatürkü azıcık anlasaydı, ülkenin evlatları FETÖye teslim edilmezdi

Nasıl bir felaketten bahsediyorsunuz ?

“Liyakatı bir kenara bırakır, grup aidiyetiyle devleti yönetirseniz olmaz. Devlette o grup egemen olduğunda, diğerlerini sinek gibi görür. Ezmeye başlar. Yoksa sadece iç mücadeleyle, iç egemenlik kavgaları ile mücadele eden ülke durumuna düşeriz. Önümüzdeki dönemde çok daha geriye gideriz. Çok açık ve nettir. Çözüm, yönetenlerin ayrım gözetmeksizin herkesi kucaklamasından; çağdaş hukukun ve bilimin rehberliğinin egemen kılınmasından geçmektedir. Reçetesi bu. Cumhuriyeti kuranlar böyle kurdu, sonra bu bozuldu. Başka istikametlere gidildi. Ama bugün bunu tekrar tesis eder, kurarsak yaşarız. Kuramazsak çok ciddi tehlikelerle karşı karşıya kalırız. Bölgedeki jeopolitik gelişmeler bu tehlikeyi her gün daha çok hissettiriyor. 16 devlet kurduk diye övünüyoruz. 15’ini de biz yıktık. Bu hatalarımız yüzünden yıktık. 16.’ncının da böyle bir kaderle karşı karşıya kalmaması için çaba göstermeliyiz. Benim çabamın merkezinde bu var. Başka da hiçbir kaygı içerisinde değilim. Ülkemize sahip çıkmak zorundayız.”

Kitabınızda TSK’da komuta kademesinin Atatürk’ü sevdiğini ama doğru anlamadığını söylüyorsunuz. Bunun sonuçları ne oldu ?

“Biz Atatürk’ü doğru anlamadık. Atatürk’ü sevdik ama anlamadık. Cumhuriyeti de anlamadık. Cumhuriyet’in kıymetini de bilmedik. Cumhuriyet bir anlamda Batı ile aramızdaki 200-300 yıllık mesafeyi kapatmanın reçetesiydi. Biz bunu doğru kullanamadık. Atatürk’ü doğru anlamayanlar sadece komutanlar değildi. Siyasi liderler de Atatürk’ü doğru anlamadı. Mesela, hem siyasi hem de askeri şapkası olan, Türkiye’nin kaderinde çok önemli bir role sahip olan Kenan Evren… Atatürk’ü mutlaka çok seviyordu ancak hiç anlamadığını gözledim. Eğer azcık anlamış olsaydı, bu ülkenin evlatları FETÖ’ye teslim edilmezdi. Üstelik de 1982-1986’da Gülen’in ne yapmak istediğini net bir şekilde görmüşler. Bunu gördükten sonra o çocuklarımız yurtlara verildi. Oysa Türk ordusu bu ülkede üniversitede okuyan çocuklarının yurt sorununu 1 ayda çözerdi. 12 Eylül milattır. Çünkü ABD’nin Yeşil Kuşak projesi birebir uygulanmıştır. Tabii şunu da ifade etmek lazım; hem Yeşil Kuşak’ı uygula hem Gülen’i karşına al! Bu, olamazdı. O nedenle dağa taşa Atatürk yazdırdılar ama ülkeyi de Atatürk’ün yolundan uzaklaştırdılar. Açık ki, O’nu hiç anlamamışlar. Sonuçları da vahim olmuştur.”

TSK’daki FETÖ sorunsalı 15 Temmuz darbe girişimi ile iyice gün yüzüne çıktı. Bu kadar FETÖ’cü TSK’ya yıllar içinde nasıl yerleşti, neden kimse görmedi, göremedi?

“Aslında 28 Şubat’ın öncesinde tehlike fark edildi. Bir sürü iddianamede var. Sayılar ortada. Geçmişte TSK’dan atılanların çoğunun FETÖ’cü olduğunu biliyoruz. Ancak o dönemde, 28 Şubat ve devamında laikliğin uygulamasında laiklikle türbanı özdeş kılan bir yaklaşım sergilendi ve bu çok pahalıya mal oldu. İki türlü pahalıya mal oldu. Birisi vatandaşla askerin arasının açılmasına neden oldu. Çünkü, insanların kıyafeti askerin ilgi ve yetki alanına giren bir konu değildi. Lüzumsuz bir şekilde asker bu konuya karıştı ve soyutlandı. İkincisi FETÖ bütün adamlarına ikinci bir maske taktırdı. Atatürkçü maskesi taktırdı. Yani, “Atatürkçü yaşam biçimini sergileyen insanlar olun” dedi. Dolayısı ile insanlar kendilerini hem çok iyi gizlediler hem de çift kimlikli oldular.
Bir de bu dönemde TSK’nın devletin diğer unsurlarıyla daha önceden organik biçimde kurulmuş bağları zayıfladı, kopartıldı. Mesela MİT ile Silahlı Kuvvetler’in bağı bu dönemde çok zayıfladı. Haber alma imkân ve kabiliyeti daraldı. Öte yandan FETÖ’nün devlette palazlanması 2002’den sonradır. O dönemde de, askeri vesayeti kaldırma bahanesi ile atılan adımlar çok pahalıya mal oldu. Askerin eli kolu bağlandı. Asker her şeydi, hiç haline geldi. İkisi de ülke için tehlikelidir…”

“Hiç haline gelmiş TSK” 15 Temmuz’da darbe yapmaya nasıl cesaret etti?

“Bir defa darbeye Silahlı Kuvvetler kalkışmadı. Darbeye, sivil imamlar, bütün devlet kurumlarına ajan olarak yerleşmiş unsurlarla birlikte subay, asker elbisesi giyen hain bir grup girişti. Başarılı olamadılar. TSK’nın gövdesi karşı çıktı. Engelledi. Onların başarısızlığının çeşitli sebepleri var. Dış desteğe dayalı olarak bir darbeyi yapabileceklerini zannettiler. Türk ordusu içerisindeki her zaman devletten yana olan, herhangi bir siyasi saik ile hareket etmekten uzak duran vatansever, milli, meşrutiyetçi, Atatürkçü karakterdeki askerlerin varlığını küçümsediler. Doğru değerlendirme yapmamışlardı. Küçük dokunuşların da büyük sonuçlara neden olacağını dikkate almadılar. Ayrıca iç kamuoyunu, ortamını doğru değerlendiremediler. Halkın direncini, siyasetin direncini, medyanın direncini hesaplayamadılar.

Bununla ilgili söyleyebileceğim bir şey daha var. O da şu: Bu grup, içinde demokrasi barındıran bir grup değil. Yukarıdan birisi emir veriyor, aşağıdakiler uyguluyor. Belki garip gelecek ama bu insanların önemli bir özelliği biat ederek örgüt içinde konum elde etmiş olmaları. Öte yandan doğru değerlendirmeyi yapsalar bile onu söyleyememişlerdir. O medeni cesaret onlar da yoktu. ‘Yanlış yaparız, bu girişim bizim yıkımımıza neden olur’ diyememişlerdir. Yapı buna uygun değil.”

Kitabınızda TSK’daki en büyük yıkımı “Güven” duygusunun tahrip edilmesi olarak nitelendiriyorsunuz. Bu tahribatı FETÖ mü yarattı ?

“Sadece FETÖ ile ilgili değil. FETÖ’nün Silahlı Kuvvetler’den temizlenmesi tek başına bir güven unsurudur. Onun altını çizeyim. Ben FETÖ’nün hiçbir ferdinin kalmayacak şekilde TSK’dan temizlenmiş olmasından mutluluk duyarım. Bunun Türkiye’nin varoluş mücadelesi olduğu kanaatindeyim. Ancak, 15 Temmuz’dan sonra siyasi iktidarın attığı kimi adımlar doğru da değildi. Siyasi iktidar Silahlı Kuvvetler’i böldü, parçaladı. İlk yaptığı şey kuvvetleri ayrı ayrı Milli Savunma Bakanı’na bağlamak oldu. Genelkurmay Başkanı’nın çok boşta kaldığını görünce harekât ve istihbarat yönünden kuvvetleri yeniden bağladı. Genelkurmay Başkanı, Türkiye’de Fevzi Çakmak ile birlikte başlayan bir itibara sahiptir. O yapı ortadan kaldırıldı. Şu anda Genelkurmay Başkanı’nın rolü son derece zayıftır. Yeni bir yapılanmaya gidilebilirdi. Yapılmadı. Askeri sağlık sistemi bozuldu. Öte yandan okullar kapatıldı. Okulların kapatılması, içlerinin boşaltılması doğruydu. Okulların bir kısmı açılmadı. Açılmayacak. Açılmaması yanlış. Ayrıca okullara yeni alınan öğrenciler üzerinde siyasi iktidarın nüfuzunun olduğunu duyuyoruz. Torpille iş görülürse ülke ve TSK için kötülüktür. Çünkü bu, Ordu’yu uzun vadede siyasetin aynasını haline getirir. Mesela bazı subayların siyasi iktidarın gözüne girmek maksadı ile bazı tavırlar içinde olduğunu duyuyoruz. Bazı isteklerde bulunuyorlarmış. Siyasi iktidarın gözüne girmek amacıyla hareket ediyorlarmış. Asker komutanından emir alır. Başkasından emir alırsa ondan asker olmaz. 15 Temmuz’un dersidir. İnsanlar terfi, tayin yani ikbal için gözünü siyasete dikerse tehlikeli sonuçlara yol açar. Yanlıştır.”

Kitabınızda “Karanlık Savaş” yöntemlerinin yakın geçmişte TSK’ya karşı uygulandığına değinmişsiniz. Bu uluslararası güç odaklarının benzer “Karanlık Savaş” yöntemlerini hükümet için de uygulandığı söylenebilir mi ?

“Türkiye’ye büyük bir saldırı var. Bunu büyük bir Karanlık Savaş girişimi olarak nitelendirebiliriz. Özellikle güneyimizde, Suriye’deki jeopolitik gelişmeler geleceğimizi tehdit etmektedir. Bu oyunu çok geç de olsa Cumhurbaşkanının gördüğünü ve tedbir aldığını düşünüyorum. Ama hem kendi hatalarının ortaya çıkardığı bir durumdur hem de geliştirilen politikalar yetersizdir. Bütün Türkiye’yi arkasına alan politikalar geliştirmediği takdirde bu karanlık savaşta kazanmanın zor olduğunu görüyorum. Kitapta bu konuya sebep ve sonuçlarıyla çok geniş olarak yer verdim.”